Anaximenes (İÖ 588-524): “Hava, her şeyin aslıdır”

Anaximenes, Miletosludur. O zamanlar, Kuşadası filozofları maddeden başka bir varlık olabileceğini düşünmüyorlardı. Tanrılar da elbet maddeydi. Madde o kadar doğal ve her yerdeydi ki, ona bir ad bile konmamıştı. Bu ad, ancak, maddenin gerçek değil, gerçeğin gölgesi olduğunu söyleyen filozoflardan (Platon vs.) sonra, Aristoteles döneminde konmuştur: “Hyle” …

Anaximenes, dünyada gördükleri arasında havaya özel bir önem verir. Hava, evrendeki her şeyin aslıdır. Havaya “var edici” diyor. Taşlar, havanın sıkışmasıyla olur, ateş havanın gevşemesidir vs. Ruh ve tanrı da havadır. “Tanrılar havayı yapmadı. Hava tanrıları yaptı” der. Ruhumuz son nefesle gövdeden çıkar. Bugün ruh anlamına gelen “Psyche”, Anaximenes döneminde nefes anlamına gelirdi.

Thales, evrendeki her şeyin canlı olduğunu söylüyordu. Anaximenes ise, içine hava çekebilenlerin canlı,
diğerlerinin cansız olduğunu söyler.
Anaximenes’in fiziğinde temelinin hava olduğundan, Dünya tepsi gibi havada yüzer. Üstümüzde gördüğümüz mavi kristal (gökyüzü), havanın katılaşmasından olmuştur.

Bütün gök cisimleri Dünya’dan kopmuştur. Sonra gidip gökyüzü kristaline çakılmışlardır. Orada da kendi aralarında koparak çoğalmışlardır.
Gökte iki tür cisim bulunur: Yıldızlar ve gezegenler.

Anaximenes, yerdeki ve gökteki bütün olayları tanrıların hikmetiyle değil, varlıkların kendi aralarındaki
ilişkileri ya da dengeleriyle açıklamaya çalıştı. Örneğin Ay tutulmasının nedeni, Dünya’nın Ay’ı gölgelemesiydi. Gökkuşağı, tanrılık bir iş değildir; sis ve yağmura çarpan ışınlardan oluşur. Depremler, büyük toprak kütlelerinin kaymasıdır. Yıldırım ve şimşek ise tanrı gazabı değil, bulutların parçalanmasıdır. O, yağmuru, karı, doluyu, buzu hep doğal nedenlerle açıklıyordu.